Dr.M.ULUTÜRK

Dr.M.ULUTÜRK

Dr.M.ULUTÜRK

Dr.M.ULUTÜRK

Dr.M.ULUTÜRK

30 Haziran 2022

Bilinen En Eski Ekmek Kalıntıları Ürdün'de Keşfedildi

 

Kuzey Ürdün'deki 14.400 yıllık bir arkeolojik kazı alanında araştırma yürüten bilim insanları, bilinen en eski arkeobotanik ekmek kalıntılarına rastladılar.
Bilim insanları, Kuzey Ürdün'deki Kara Çöl'de yürütülen arkeolojik araştırmalar sırasında bir çift ocağın içerisinde bulunan ekmek kırıntılarına rastladılar.

Radyokarbon tarihleme yolu ile en az 14.000 yıl öncesine ait olduğu belirlenen bu kalıntılar, ekmeğin tarımdan çok daha önce var olduğuna dair sarsıcı bir kanıt doğurmuş oldu.

Kalıntılar üzerinde ekibi ile birlikte ileri araştırma yürüten Dr Tobias Richter, ekmek kalıntılarının arpa, einkorn buğdayı veya yulaf dokuları içerdiğini ortaya koydu. Richer, o dönemde fırın olmadığı için ekmeğin muhtemelen sıcak bir taş üzerinde veya yalın ateş közleri vasıtası ile pişirildiğini ifade ediyor ve bu keşfi şu sözleri ile özetliyor:

"Bu keşif şunu ortaya koyuyor ki herhangi bir bitkiyi yetiştirmeye başlamadan önce avcı toplayıcılar tarafından ekmek yapılıyordu. Bu da bitki ekiminin bilinen tarihini en az 3000 yıl geriye çekiyor."

alıntı:https://www.tarihiolaylar.com/gundem/bilinen-en-eski-ekmek-kalintilari-urdun-de-kesfedildi-1587

31 Mayıs 2022

İlginç Tarihi Olaylar

En son süvari birliği 2. Dünya Savaşı sırasında kullanılmıştır. Alman piyade birliğine saldıran Moğol süvarilerinden 2000 kişi öldürülmüş, buna karşın hiç Alman askeri ölmemiştir.
Günümüzde kullanılan Amerikan bayrağı lise öğrencisi Robert Heft tarafından bir ödev olarak tasarlanmış ve Heft bu ödevinden ancak B- alabilmiştir.

 
1487 yılında Aztek tapınağındaki ayinlerde 20 binin üzerinde insan kurban edilmiştir.

Roma imparatoru Commodus, imparatorluktaki tüm engelli insanları Roma'ya toplayıp Collesium'da ölümüne dövüştürmüştür.
Lakabı “Bluetooth (Mavidiş)” olan Danimarka ve Norveç kralı I.Harald, günümüz teknolojisi için ilham kaynağı olmuştur. Lakabından anlaşıldığı üzere, bir keresinde çok fazla miktarda yaban mersini yemiştir ve insanları bir araya getirebildiği için lakabı kablosuz bağlantı teknolojisinin ismine verilmiştir.


 


30 Nisan 2022

Pegasus Çalışanlarının Kadir Gecesi Saygısızlığı (2022)

 28 Nisan 2022 günü yani Ramazan ayının 27. günü kadir gecesi #pegasus çalışanları bir tweet attılar.

Vaziyet sosyal medyada infiale yol açtı. Bu fotoğrafı paylaşanların işten çıkarılmadıkça #pegasusa binmeyecekleri yazıldı. Bu saygısız ruh hastaları işten çıkarıldı.

İki gün sonra işten çıkarılanlardan birinin avukatı şu açıklamayı yaptı:

 Pegasus çalışanının avukatı Kerem Donat: “Türkiye laik bir devlet. Ramazan diye bir tabir bizde olmadı. Bu toplumun bir kesimini ilgilendiren, başka bir takvime göre icra edilen bir ay. Dini dogmalar sahiplerini bağlar.”


 Pegasus açıklaması


 


31 Mart 2022

Dijiskopi Nedir

Optik cihazlara telefon, fotoğraf makinesi veya video kamera monte etmek suretiyle yapılan çekimlere denir. 

#digiscoping

 

 
 
Alıntı:https://serhanoksay.blogspot.com/2013/10/slr-magicten-mft-lensler.html
Alıntı: https://www.dpreview.com/articles/3951119487/slrmagic50mm0p95

SLR Magic introduces a 12-36x50 ED Spotting Scope  and expands its micro four thirds lineup with SLR Magic 12-36x50 ED Spotting Scope lens for Digiscoping.
 
 
https://mobile.twitter.com/SubasiKus/status/1508116022980665346/photo/1


 

 Detay için izle:

Kowa TE-80XW 80 degree extreme wide angle eyepiece:

https://www.youtube.com/watch?v=vzPJoy5Vhxg
 
https://mobile.twitter.com/KowaOpticsEU

https://mobile.twitter.com/KowaOpticsEU


 https://mobile.twitter.com/KowaOpticsEU
 
 

27 Şubat 2022

Konya Yazarlık Atölyesi 2022

 

YAZARLIK ATÖLYESİ PLANLAMASI 
1.Hafta 19.02.2022 Öykü atölyesi - Sosyal medyanın sınırları Abdullah Harmancı -Ali Güney  
2.Hafta 26.02.2022 Öykü atölyesi - Şehir İnsan Edebiyat Abdullah Harmancı- Halil İbrahim Tongur
3.Hafta 5.03.2022 Öykü Atölyesi - Dijital Dünya Dijital Edebiyat Mehmet Kahraman - A. Melih Karauğuz 
4.Hafta 12.03.2022 Öykü Kuram - Öykü Pratik Emine Acar - Mehmet Kahraman
5.Hafta 19.03.2022 Şiir - Şiir Ali Ural - Ömer Korkmaz
6.Hafta 26.03.2022 Şiir Pratik Teori- İslam Edebiyatı Ömer Korkmaz - Murat Ak 
7.Hafta 2.04.2022 Edebiyat Sinema Abdullah Kasay - Sümeyra Turanalp
8.Hafta 9.04.2022 Animasyon - Sinema Abdullah Kasay - Sümeyra Turanalp
9. Hafta 16.04.2022 Rüya Sineması - Dergi ve Yayın Sadık Yalsızuçanlar -  Ulvi K. Dündar
10.Hafta 30.04.2022 Fotoğraf Şehir - Dergicilik Muammer Ulutürk - Burhan Yemiş
11.Hafta 7.05.2022 Konu yok - Öykü Üzerine Fatih Cihat -  Zeynep Sayman
12.Hafta 14.05.2022 Öykü- Konu yok - Şair Zeynep Sayman - Fatih Cihat - Burhan Sakallı
13. Hafta 21.05.2022 Öykü - Öykü  Ali Necip -  Yunus Nadir - Ali Güney
14. Hafta 28.05.2022 Roman - Roman  Güray Süngü - İsmail Özen - Ulvi K. Dündar


30 Ocak 2022

Konya Babalık Gazetesinde "Zengibar" Kalesi

 





 

21 Aralık 2021

Kurtuluş Savaşı mı? İstiklal harbi mi? Milli Mücadele mi?

Şu Türkçemizi artık kelime hazinesi zengin, her türlü nüansı ifede edebilen ve alternatif kavramları bulunan bir dile dönüştürmenin zamanı gelmedi mi? Sizin ifadenizle "Kurtuluş Savaşı" ne demek? Harb ve muharebe kavramları birbirinden çok faklı olguları anlatıyor. İki devlet veya iki devletler takımının aralarında normal ve barışçı ilişkilerin kesildiği andan yeni bir barış anlaşması ile ilişkileri kuracakları zamana kadar geçen süreye harp hali denir. Sıcağı olur, soğuğu olur, nizamisi ve gayri nizamisi, pskolojik ve ekonomiği olur... Aynı harbin içinde hiç muharebe yapılmamış da olabilir, yüzlerce muharebe de yapılabilir. Mesela Türk İstiklal Harbi içinde belki onlarla ifade edilecek muharebe vardır ki sizin savaş dediğiniz muharebedir. Biliyorsunuz, mufaale babı Osmanlıcada işdeşlik ifadesinde kullanılır. Bilgiçlik diye kimse yorumlamasın lütfen, ama Fransızca'daki combat veya bataille ile guerre kelimelerini Fransız liselileri bile karıştırmıyor; birinci ve ikinciler muharebe, üçüncüsü ise harbe karşılıktır. Bizim Genelkurmay da yazdırdığı esere Türk İstiklal Harbi adını vermiştir. Özetle harp ayrı muharebe ayrıdır ve ben ikisinin ayrılarak kullanılmasına taraftarım. Savaşı kullanacaksanız muharebe yerine kullanırsınız. Çaanakkale savaşları, Sakarya savaşı  vs. gibi. Ama I. Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı gibi ifadeler bazı cahillerden duyduğumuz kullanımlardır. 

 Doç. Dr. Fahri SAKAL 

20 Nis 2011, mail iletisi

Ortak Türkçe Türkce mi Olacak?

 

Kazakistan'in Turkistan sehrine dun geldik. Burada IV. uluslararasi Turkoloji Kongresi yapiliyor. Yaklasik 30 ulkeden 145 turkolog dil bilimci ve tarihci bildiri sunacak.
 
Ilk olarak 1997-1998 yilinda buraya gelmis ve bir sene hocalik yapmistim. Daha sonra 2002 yilinda Dunya Kazaklari 2. Kurultayi icin gelmistim. Simdi 9 yil aradan sonra tekrar gelmis bulunuyorum. Ve buradan sonra Dunya Kazak Turkleri IV. Kurultayi icin Astana sehrine de gidecegim.
 
Bugun turkoloji kongresi basladi. bu konudaki notlari her zaman oldugu Istanbul'a dondukten sonra derli toplu ve fotograflarla sunmaya calisacagim, ama bugun bir firsatini buldum.Ilk gunku duygu ve dusuncelerimi paylasayim istedim.
 
Bazen boyle syk yazip okuyanlarin vaktini almamayi dusundugu oluyor ama, bir cok haber gruplarina gonderecegim bu yazilari zevkle ve ilgiyle okuyan bir akademisyenle karsilasiyorum. Onlar hocam yazilariniza devam edin. Bilgileniyoruz diyorlar. bu sozlerden aldigim cesaretle yine vakitlerinizi alacagim.
 
Bugun yazmak istememin onemli sebebi de var. O da Turkistan'da yasayan 87 yasindaki degerli edebiyatci, turkolog Prof. Dr. Rahmankul Berdibayev'in konusmasindan aldigim notlardir. bir de universite rektoru Prf. Dr. Lesbek Tasenov'un sozleri.
 
Bu iki sozu sicagi sicagina paylasacagim.
 
Sabah Yese  hotelinde degerli hocalarimizla kahvalti yaptik. Bir cok eski tanidik, yeni tanidik degerli bilim adamlariyla cesitli konularda fikir alisverisinde bulunduk.
 
Saat 10-da Hoca Ahmet Yesevi Universitesi Kultur merkezinde acilis konusmalari ve ilk genel oturum yapildi. Salon buyuk ve kalabalik. Cok guzel bir atmosfer var.
 
almati Kazguv Devlet Universitesi'nde unlu arkeolog Prof. dr. Madyar Elevov ile birlikteyiz. Siranin bir diger ucunda, mimar sinan tarih bolum baskani degerli dostum Prof. Dr. Ahmet Tasagil bulunuyor. Elevov Hoca haftaya turkiye'ye gidiyor. Izmir'deki uluslarasi arkeoloji kongresine katilacak.
 
Buradaki uzun konusmalardan sadece rektorun bir cift lafina deginecegim. Artik burada her iki yilda bir uluslararasi turkoloji kongresi duzenli yapilmasi karari alinmis bulunuyor. Rektorun konusmalarindan anladigim kadariyla, universite bir turkoloji merkezi olmaya karar vermis.
 
Cok yerinde bir karar. Cunku rektorun de ifadesiyel Turkistan, Magcan'in ifadesiyle, eki duniyesinin eshigi, er Turkun besigi. E boyle bir yerin de turkoloji merkezi olmasi, dogru cok yakisiyor. Temennimiz bu kararin azimle uygulanmasi ve bu hedefe ulasilmasi.
 
Ikincisi 1997'lerde Turkistan'da gorev yaptigim siralarda Turkiye'den gelen hocalarin XX. yuzyilin dede korkutu dedikleri Prof. Dr. Rahmankul Berdibayev'in onerisi.
 
Hoca sunu onerdi, artik Turk Dunyasinda dilde birligi saglamanin, ortak Turkce kullanma zamani geldi. O yuzden biz Turk dunyasinin en buyuk dil ailesi Turkiye Turkcesini ortak turkce yapalim onerisini getirdi. Boyle bir onerinin Turkiye'den degil, Kazakistanli bilim adamindan gelmesi cok onemli ve anlamlidir.
 
Bence, diger Turk halklarina kabul ettirilmesi zor, fakat yerinde uygulama.
 
Bu dusunceyi daha da ileri goturmek gerekir. Ayni zamanda diger Turk halklarinin da benimsemesini kolaylastirmak.
 
bunun icin bizim acizane dusuncemiz, Anadolu disindaki turkler Turkiye Turkcesini ogrenirken, Turkiye Turkleri de bos oturmamali, onlar da en az bir lehceyi konusacak derecede bilmelidir. Veya soyle diyebiliriz Oguz Turkcesini bilenler, Kipcak Turkcesini ogrensinler, Kipcak Turkcesi dil grubundan olanlar da Oguz dil grubundan bir lehceyi ogrensinler. Ama temel iletisim dili Turkce olsun.
 
Zaten Turkiye Turkcesi yaninda Kipcak dil grubundan bir dili ogrenenler hemen hemen 30 kadar Turk lehcelerinin hepsini anlayabiliyor.
 
Bunun bir sansli bir ornegi olarak kendimi goruyorum. hem Turkce ve hem de Kazakca biliyorum. Ama Kirgizca, Ozbekce, Tatarca, Baskurtca, Hakasca, Uygurca % 100 olmasa da % 80 - % 90 konusamasam da anliyorum.
 
Ayrica Milli egitim bakanlari karar alarak ortaokul liseden itibaren Oguz grubundakiler Kipcak dil grubundan, Kipcakcilar da Oguz dil grubundan bir dili okullarda mufredata girdirmelidir.
 
Boylece Turk Dunyasinda dilde ve fikirde birligi saglayabiliriz. Ondan sonra iste birlik kendisi gelecektir. Tabii burada yanlis anlamalar imkan vermemek icin soyluyelim, biz bu dil ogrenmelerini tum herkes ogrenmeli diye degil, sadece ilim adamlari icin ifade ediyoruz. Ozellikle diliciler ve tarihciler gibi bilim adamlari icin soyluyoruz. Yoksa tum 250 milyonluk nufus icin ifade etmiyoruz. aydinlar icin soyluyoruz. sabah ki oturumda bir macar ve bir mogol bilim adami tertemiz Turkce ile bildirilerini sundular. Zaten Turkce bilim adamlari arasinda epey bir mesafe aldi. Eger Turkiye Cumhuriyeti devleti de bu konuya maddi manevi tesvik verirse, olmayacak bir sey yok.
 
Iste bu sabahki oturumlardan aklimiza gelen  bazi dusunceler.
 
Saygilarimla,
Turkistan,
Doc. Dr. Abdulvahap Kara 


14 May 2011 Cmt

Hasan Oraltay Sempozyumundan Notlar

4 Haziran 2011 Cumartesi gunu Manisa'nin Salihli ilcesinde gerceklestirilen vefatinin 1. yilinda Hasan Oraltay'i Anma ve Sempozyum etkinligi cok basarili gecti. Hem duzenleme, organizasyon ve hem katilim acisindan yuksek seviyede gecti. Degerli katilimci hoca ve konuklarin konusmalarindan feyiz aldik.

Ogleden onceki anma toplantisinda yemek ve dua vardi. Bu program Hasan Oraltay'in babasi, goc liderlerinden Alibek Hakim'in kendisinin insa ettirdigi evinde gerceklesti. Evin genis bahcesine U seklinde masalar yerlestirilmisti. Yemek ve servisler icin ise profesyonel ahci ve garsonlar tutulmustu.

Burada Alibek Hakim, Hasan Oraltay ve sehitler icin Kur'an okunarak duasi yapildi. Ardindan Oraltay icin sempozyumda konusmasi olmayanlar konusma alarak anilari tazelediler.

Ozellikle Alas Kimiz Ciftliginin sahibi Sirzat Bey onceden kaleme aldigi duygulu bir konusma yapti.

Daha sonra Oraltay ve Alibek Hakim'in kabirleri ziyaret edildi.

Bundan sonra Manisa Ticaret Odasinin konferans salonuna gecilerek sempozyum oturumlari baslatildi.
Sempozyumun acilis konusmasini TURKSOY Baskani Dusen Kaseinov yaparak Hasan Oraltay'in sadece Kazaklarin degil, tum Turk Dunyasinin onemli simalarindan biri olduguna isaret etti. Onun Turk dunyasinin ortak dil ve kulturu yolundaki calismalarinin TURKSOY'da da yapildigini ifade etti.

Kazakistan Ankara Buyukelciligi adina toplantiya katilan Abay Ishakuli Hasan Oraltay'in bir yil onceki vefatinin buyuk bir kayip oldugunu belirttikten sonra, Oraltay'i anma toplantisinin Kazakistan'in bagimsizliginin 20. yilina denk geldigini ve onun calismalarini Kazak halkinin hicbir zaman unutmayacagini soyledi.

Abay Oraltay'in bir zamanlar Hurriyet radyosundaki hizmetlerine de degindi. Radyonun Sovyetler tarafindan yasaklanan Kazakistan'daki suni aclik felaketi, Alas liderleri, Aralik olaylari gibi dile getirirek Kazaklarin milli suurunu arttirdigina dikkati cekti.

Konusmanisin sonunda Buyukelcilik mensubu Abay cok manidar bir hediyeyi Hasan Oraltay'in oglu Janibek'e teslim etti. Bu haliya dokunmus bir Altin Adam resmi idi. Kazakistan'in Esik Kurganinda bulunan bu altin adam ile eski Turklerin buyuk bir medeniyete sahip oldugu tum dunyaya ilan edilmisti. Abay Oraltay'in da altin gibi adam olduguna ve Esik Kurgan'da Altin Adam bulundugunda bunu Turkiye'deki ilim alemine ilk tanitanin da Hasan Oraltay oldugunu hatirlatti. Bu gercekten sempozyumun en onemli aniydi. Bu inceliginden dolayi Kazakistan Buyukelciligini takdir etmemek mumkun degil.

Turkiye'nin onemli siyaset adamlarindan ve bakanlarindan Sadi Somuncuoglu Oraltay'in naciz vucudu olmekle birlikte, ince ruhunun hicbir zaman olmeyecegine, onun eserleriyle Turk dunyasina sonsuza dek yasayacagina isaret etti. Somuncuoglu yuksek idealleri olan sahsiyetler hicbir zaman olmez, dedi.

Turkiye'nin turkoloji sahasinda onemli isimlerinden Prf. Dr. Ahmet Bican Ercilasun Turk milletine adini Tanri'nin verdigini, boyle adini Tanri'nin verdigi baska bir milletin dunyada olmadigini soyleyen Ercilasun bu sebeple Turklerin dunyada huzur ve barisin yerlesmesine hizmet ettiklerini belirtti. Oraltay'in da bu amaca hizmet ettigini soyledi.

Astana'daki Avrasya universitesi ogretim uyesi Prof. Dr. Tursun Jurtbay Oraltay'in Turkiye ile Kazakistan arasindaki manevi kopru oldugunu soyledi. Daha sonra konusma yapan Kazakistan'dan gelen Prof. Nabijan Mukhametkhanuli, Prof. Dukon Mavsimkhanuli, Turkistan gazetesi genel yayin yonetmeni Didakhmet Ashimkhan, gazeteci Sayasat Beyisbay, Alash Arastirma Merkezi Baskani Hayrullah Gabjaleluli, Alshinbay Tartanuli ve Omarali Abdikuli Hasan Oraltay'in ozellike 1988-1995 yillari arasinda Hurriyet Radyosi Kazak Yayinlari Servisi Muduru oldugu sirada yaptigi yayinlar ile Kazak halkinin somurge halki psikolojisinden kurtularak milli suura erismesine buyuk katkilar yaptigini iifade ettiler.

Bu yayinlarin sadece Kazakistan'da degil, ayni zamanda Altaylarin otesinde de etkili oldugunu ve oradaki pek Kazak Turkunun bu yayinlar sayesinde Alikhan Bokeyhanov, Ahmet Baytursun, Mustafa Cokay ve Mir Yakup Duvlat gibi Alash Orda liderler ile tanistigi belirtildi.

Biz de konusmamizda 1988-1995 yillari arasinda radyoda birlikte calistigimiz Oraltay'in fazla bilinmeyen bir yonune, dini duyarliligina temas ettik.

Oraltay milli degerler kadar, dini degerlere de onem verirdi. Her cuma mutlaka radyoda dini programlar yapilir, Turkiye Kazaklarinin onemli din bilginlerinden Halife Altay'in hutbelerinden kesitler sunulurdu. Bunu da genellikle Talat Kocyigit agabeyimiz ustlenirdi. Sovyet doneminde Amerikalilar tarafindan desteklenen dini programlar SSCB'nin cokusunden sonra "Islam fundemantalizmi" tehlikesi sebebiyle kisitlanmaya baslandi. Buna ragmen Oraltay dini programlardan taviz vermedi. Ayrica Kazakistan'in bagimsizligini kazanmasindan sonra ilk dini medresenin ve ilk caminin acilmasina on ayak olmustu.

Turkluk ve muslumanlik Turk milletinin vazgecilmez unsurlaridir. Maalesef bunu birbirine karsi unsurlar gibi gorenler var. Oysa bu ikisi birbirini tamamlar. Sovyet doneminde Moskova Kazakistan'da (genelde tum Turk Cumhuriyet ve topluluklarinda) milli tarih ve islami yasaklamisti. Bagimsizliktan sonra milli tarih ve turkoloji alanindaki eksikler suratle giderildi. Simdi Kazakistan'da eski Turkler ve Turk dil bilim calismalari cok buyuk mesafe kat etmis durumdadir.

Ama islami alandaki eksiklikler buguna kadar fark edilmis degil. Bu alanda cok buyuk eksiklikler halen mevvcut. Universitelerde teoloji var, ancak islam arastirmalari yoktur. Kazakistan Diyanet Isleri Baskanligi sadece camilerde ibadetlerin duzenlenmesi ile ilgilenmektedir. Dini egitim calismalari yoktur. Boylelikle Kazakistan'da buyuk bir dini bosluk olusmustur. Bu boslugu dini cemaatler doldurmaktadir. Bu sebeple hristiyan misyonerlerinin disinda, islami alanda vehhabizm, hizbu't tahrir gibi her turlu dini akimdan inanclarin arttigi gorulmektedir. Oysa Kazaklarin Sovyet oncesine degin gelen geleneksel muslumanlik anlayisi bulunmaktaydi. Gunumuzde bunun resmi egitim kurumlariyla yayginlastirilmasi toplumsal ahenk icin gerekli gorulmektedir. Ayrica universitelerde islami alanda arastirmalar yapabilecek iyi bilim adamlarinin yetismesine ihtiyac vardir.

Iste Hasan Oraltay bu durumu gorerek sadece Turkluk bilinci alaninda degil, din alaninda da bir seyler verme gayreti icine girmisti.

Sempozyumun sonunda katilimcilara 600 sayfa civarindaki Hasan Oraltay kitabi hediye hediye edildi. Kendisine tekrar Allah'tan rahmet diliyoruz. Bu basarili organizasyonu gerceklestiren basta Meryem Kirimli ve Sukru Ali Eren olmak uzere tum alie efradini da kutluyoruz.

Saygilarimizla,
Istanbul - Salihli - Istanbul
Abdulvahap Kara 10 Haz 2011 Cuma

II. Türk Lehçeleri Arasi Çeviri Sempozyumu ve Atölyesinden Notlar


 13-15 Eylul 2011 tarihlerinde Yalova’da duzenlenen Kazak Sairi Kasim Amancolov’un Dogumunun 100. Yili Anisina II. Turk Lehceleri Arasi Ceviri Sempozyumu ve Atolyesine katildim. Gercekten de biz tarihciler icin edebiyat ortami muthis bir keyif verici ve dinlendirici bir ortam. Edebiyat konusmak, Turk dillerinden bahsetmek ne kadar guzel bir sey. Hele maddiyat ve paranin baskin bir sekilde etkisinin hissedildigi gunumuzun dunyasinda herhalde paranin ve maddiyatin gecer akce olmadigi nadir ortamlardan biri edebiyat olmali.

Kazakistan’da 8-11 Eylul 2011 tarihlerinde gerceklesen Kazak sairi Kasim Amancolov’un 100. Dogum yili kutlanmalarinin iki gun sonra Yalova’da devam etmesi gercekten cok manidardi. Toplantinin acis konusmasini yapan Avrasya Yazarlar Birligi Baskani Yakup Deliomeroglu Kazakistan’in Karagandi sehrindeki kutlamalari anlata anlata bitiremedi.

Hayatinda boyle bir muhtesem toy gormedigini soyleyen Deliomeroglu bir sair icin bundan daha buyuk toy olamaz, hicbir masraftan kacinilmamis dedi. 250 kece cadirin dikildigi, her cadirda kimiz, subat ve Kazak milli yemeklerinden olusan ikramlarin her saat devam ettigini, at yarislarinin, ozan atismalarinin, siir yarismalarinin ve baska etkinliklerin yapildigini soyledi. Yedi yarismada birinci gelenlere son model yedi jeep hediye edilmis.

Biz sempozyumun Kasim Amancolov’un hayati ve eserlerine hasredilen birinci oturumunda yaptigimiz konusmada sayin baskanin bir daha boyle ikinci bir toy goremeyecegini ifade ettik. Cunku Amancolov’un Kazak edebiyatinda ve siirinde Kazakistan’in bagimsizligi ve Kazaklarin hurriyet aski ile ilgili olarak ozel bir yeri vardir. Kazak edebiyatinda belki de Amancolov gibi ikinci bir sair yoktur.

Stalin’in baski ve zulmunun en etkili oldugu donemde, yani 1911-1955 yillari arasinda sadece 44 yil yasayan Amancolov buna ragmen, unlu Kazak Sovyet edebiyati arastirmacisi Prof. Dr. Serik Kiyrabayev’in ifadesiyle “Bagimsizlik Sairi” olabilmisti.

Hakikaten de Amancolov’un siirlerinde ozgurluk ve tabiat cok rahat bir sekilde hissedilmektedir. Elbette Sovyet Birligi’nde baskinin en siddetli oldugu bu donemde ozgurlukten ve bagimsizliktan acik bir sekilde bahsetmek mumkun degildi. Ama edebiyatin buyuklugu buradadir. Bilim adamlarinin, siyasetcilerin acikca ifade edemedigini edebiyatcilar cok rahat bir bicimde dile getirebilirler. Cunku onlar edebiyatin sifreleriyle konusurlar.
Mesela, cok kisa bir siirinde Amancolov soyle diyor:

Ey tekappar duniye,
Magan da bir karasi,
Men Kazaktin balasi.
    
Ey kibirli dunya,
Bana da bir bak,
Ben bir Kazak evladiyim.

Bu dizeler ilk bakista sairin dunyaya meydan okumasi olarak gorulur. Ama donemin sartlarini goz onunde bulundurup okudugunuzda sairin aslinda baska bir yere meydan okudugunu anlarsiniz. Amancolov’un yasadigi donem Sovyet ideolojisinin her yere, sanata, bilime, edebiyata zorla empoze edildigi bir donemdir. Ideolojisiz bir sey yazmak mumkun degildi.

Yazar burada ideolojiye, Marksizm-Leninizm’e, Stalinizm’e, hatta Komunist Partisine meydan okumaktadir. Ey kibirli, kendinden baskasini begenmeyen, kucumseyen Sovyet idelojisi, bana bak ben Kazagim demektedir. Benim de milli degerlerim var. Bunlari yazmaliyim diyor. Bu dizelerin birinci manasi.
Ikinci manasi ise Ey kibirli Sovyet yonetimi, bana bak, ben Kazagim, dikkatli ol, senin sonunu da ben getirecegim seklinde bir meydan okumadir. Nitekim, Amancolov’un olumunden 31 yil sonra Aralik 1986’da Kazak gencleri Sovyet yonetimine karsi Sovyet tarihinde ilk acik kitlesel baskaldiriyi yapmislardir. Boylece Moskova’ya kafa tutulabilecegini tum Sovyet halklarina gostermislerdir. Bundan sonra Vilnius’ta, Baku’de, Tiflis’de bircok Sovyet baskentinde isyanlar cikmistir. Ve bes yil sonra 1991’de Sovyetler Birligi tarihe karismistir.

Ancak Kazak halki Sovyet doneminde bagimsizlik askini dile getiren sairine olan sevgisini, takdirini baskilardan dolayi uzun yillardir kalbine gommek zorunda kalmistir. Bagimsizliginin 20. Yilinda Kazak halki buyuk bir toy ve solenle Amancolov’a borucunu odemistir. Onun icin buyuk bir toy yapilmistir.

TURKSOY Genel Sekreteri Dusen Kaseinov konusmasinda Amancolov’un sadece Kazaklarin degil, tum Turk dunyasinin sairi olduguna isaret etti.
Belediye Baskani Yakup Kocal Lehceler Sempozyumuna evsahipligi yapmaktan buyuk bir gurur duydugunu soyledi ve en kisa zamanda Turk Dunyasi Sairler Muzesini Yalova’da acacaklarini mujdeledi. Muzede Kasim Amancolov’a ilk olarak yer vereceklerini ifade etti.

Oturumlarda Turk lehceleri arasindaki aktarma sorunlari dile getirildi. Aydin Universitesinden Prof. Dr. Suayip Karakas ceviride kalitenin arttirilmasi gerektigi uzerinde onemle durdu. Daha sonraki konusmacilar sozluk meselesinin onemli bir sorun olduguna dikkat cektiler. 30 kadar Turk lehcesinin karsilastirmali sozluklerinin yirmi yildir yapilamamasi buyuk bir eksiklik olarak dile getirildi. Yine de bazi munferit calismalarin oldugu konusmacilar tarafindan ifade edildi. Ozellikle Baskurt dilbilimcilerin 10 ciltlik izahli ve Rusca, Ingilizce ve Turkce karsiliklarinin yer aldigi buyuk bir sozluk calismasi icinde olduklari sevindirici bir gelismeydi.

Ancak Baskurtca kelimelerin Turkce karsiliklarinin bulunmasinda zorluklar oldugu da belirtildi. Ozellikle bitki turleri, hayvan turleri ve insan huy ve davranislari konusunda Turkce karsiliklari bulmak gercekten cok zorlamis. Yeterli sozluklerin olmadigi hallerde imdada internet yetismis. Ozellik Wikipediadaki makale ve yazilar cok yardimci olmus. Ozellike hem Ingilizce, hem Turkce metni olan yazilar cok faydali olmus. Kazakistan’dan gelen bilim adamlarindan ogrendigimize gore, Kazakistan da Wikipedia’ya Kazakca makale ve yazilar yuklemeye buyuk ozen gosteriyormus. Universiteler ve enstituler bunun icin ozel calisma icindeymis. Cok yerinde bir calisma. Her turlu bilginin internete yuklenmesi cagimizda gercekten de cok onemlidir.

Cag internet cagi. Kitaba ilgi azalirkan elektronik kitaba ilgi artiyor gibi. Teknoloji de ipad ve tablet bilgisayarlar ile ekitaplarin kullanimi tesvik ediyor. Ozel sohbette bazi bilim adamlari kagit uzerine yazili kitabin, parsomen kitaplar gibi, gelecekte tarihe karisacagini, herseyin digital ortamta okunacagi kehanetinde bulundu.

Kitap konusunda internet ve teknoloji disindaki olumsuzluk gunumuzde Tataristan, Baskurdistan, Cuvasistan gibi ulkelerde yasaniyor. Rusya Federasyonunun ana dildeki okullari kapatmasi bu lehcelerdeki kitap basimlarina talebi dusurdugu gibi, bu lehcelerdeki metinlere ilgiyi de azaltmis olmasi cok dusundurucu. Artik o ulkelerin ana dilinde ders kitaplari basilmiyor. Anadillerinde okuyucu olmadigi icin diger kitaplarin da basimi cok dusmus durumda. Dolayisiyla baska dillerden ceviriye de ihtiyac duyulmayacagi ortadadir. Bu hususta ebooklarin bir nebze masrafsiz olmalari ve erisim kolayligi sebebiyle kismi cozum olabilecegi akla gelmektedir.

Kitap okuma meselesinde Azerbaycan’dan Aydin Han Ebilov ilginc bir tespit yapti. Artik dunya okuyucularina hitap etmeyen hicbir milli dilde yazilmis eser okuyucu bulamaz dedi. Yani kuresel capta ne ilginc ise gencler onu okuyor. Demek ki, bundan sonra yazarlarin isi cok zor. Sadece kendi ulkesini degil, dunyayi takip etmek durumunda. Ancak bunun avantaji da yok degil. Eger bir yazar dunyayi iyi takip eder ve kuresel gundemi yakalayabilirse, o zaman eserini sadece kendi ulkesi degil, tum dunya okuyacaktir.

Kazakistan'dan Amancolov'un sehri Karagandi'dan gelen sanatci Meyirhan Adambekov ve Irfan Gurdal baskanligindaki Turk Dunyas muzik toplulugu sempozyuma ayrı bir renk kattilar. Soyledikleri birbirinden guzel sarkilarla kulaklarimizin paslarini sildiler. Kendilerine tesekkur ediyoruz.

TURKSOY Genel Sekreteri Dusen Kaseinov Kasim Amancolov’un Turkiye’de tanitilmasina emegi gecen Avrasya Yazarlar Birligi Baskani Yakup Deliomeroglu, Turk Edebiyati Vakfi Baskani Servet Kabakli, Yalova Belediye Baskani Yakup Kocal, bizi ve daha bir iki kisiyi Kasim Amancolov 100. Yil madalyasi ile taltif etti. Bu bizim icin buyuk bir onurdur. Amancolov’u bir nebze olsun Turkiye’deki edebiyatseverlere tanitabilmis isek ne mutlu bize.

Yalova’daki II. Turk Lehceleri Arasi Ceviri Sempozyumu ve Atolyesi  gercekten cok onemli ve seviyeli bir toplanti oldu. Bu sempozyumu duzenleyen TURKSOY, Avrasya Yazarlar Birligi, Yalova Belediyesi, TIKA ve tum emegi gecenlere sonsuz tesekkurlerimizi sunuyoruz.

Saygilarimizla,
Istanbul,
Abdulvahap Kara

16 Eylül 2011 Cuma