24 Mayıs 2020
Ramazan Bayramınız kutlu olsun
Miladi 2020, Hicri 1441 yılının Ramazan ayı ve Ramazan Bayramı #coronavirus salgını sebebiyle ayrı bir tarih konusu oldu.Elle gelen düğün bayram. Mutlu bayramlar herkese..
23 Mayıs 2020
16 Mayıs 2020
İlginç Bir Mektup
Bir turist İzlanda'ya yaptığı unutulmaz geziden eve döndüğünde,İzlanda'nın batısında Búðardalur yakınlarındaki çiftliklerinde kalmalarına izin veren aileye bir teşekkür mektubu göndermek ister.
Fakat elinde ne ailenin adı ne de bulundukları yerin adresi vardır. Yapabileceği en iyi şeyi yapar.Zarfın üzerine çiftliğin haritasını çizer, üç çocukları, çok koyunları var ve anne süpermarkette çalışıyor diye yazar. Mektup yerine ulaşır! Şu kırmızı işaretli yer Búðardalur :)
Dünyanın En Eski HDR Fotoğrafı
Seen above is an early high-dynamic-range imaging sample which was created by exposing two monochromatic negative images (one for the sky, the other for the sea). The photo was taken by Gustave Le Gray (1820-1884), who has been called “the most important French photographer of the nineteenth century” because of his technical innovations.
One such innovation was ‘combination printing‘, which created seascapes by using one negative for the water and one negative for the sky, at a time where it was impossible to capture both at the same time due to the extreme luminosity range.
In 1999 Le Gray set the world record for the most expensive
photograph ever sold at auction (US$840,370). The record stood until
2003 when a daguerreotype by Joseph-Philibert Girault de Prangey sold
for US$922,488.
15 Mayıs 2020
25 Nisan 2020
Anadolu'da Çok Eski Bir Gelenek: "Ağaç korkutmak"
Kökleri oldukça eskilere giden ve
Anadolu’da hâlâ yaşayan bir uygulama: Ağaç korkutmak. 12. yüzyılda kaleme
alınmış olan Kitabü’l-Filaha’da ağaç korkutmanın nasıl yapılması gerektiğini,
alanın kaynaklarına da atıf yaparak şöyle anlatıyor İbn Avvam:
“…iki kimesne agacun altına
varup, birinün elinde balta ve sayir keskün alet olup, yoldaşına, meyve vermez
ben bu agacı keserim, deyü hitap edüp, ol kimesne, ben kefil olayım, eger bu
yıl vermezse gelecek yıl kes, diyü şefaaat etse bi-kudretillah hadden ziyade
meyve verür.”
-Mustafa b. Lutfullah, Terceme-i
Kitabü'l-Filaha-
İbn Avvâm’ın Kitabü’l-filaha adlı
eserinin Mustafa b. Lutfullah tarafından yapılmış olan Türkçe tercümesi,
müstensih hattı olan nüsha esas alınarak Latin harflerine çevrilmiş ve iki cilt
olarak (2011, 2012) yayımlanmıştır.
Eser üzerinde Ayfer Ataç
tarafından ayrıca bir doktora çalışması yapılmıştır. Ayfer Aytaç,
Kitabü’l-Felahat Tercümesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, 2015.
İbn Avvâm’ın eserinden yapılmış
eksik bir tercüme daha bulunmaktadır. British Museum Orient 11251 numarada yer
alan bu tercüme, eserin 17- 22. bölümler arasının çevirisidir.
Uğur Uzunkaya tarafından yüksek
lisans tezi olarak çalışılmıştır. Uğur Uzunkaya, Felahat-name, Sakarya
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı,
2013.
İbn Avvâm’ın Kitabü’l-filaha adlı eserinin Mustafa b. Lutfullah
tarafından yapılmış olan Türkçe tercümesi, müstensih hattı olan nüsha esas
alınarak Latin harflerine çevrilmiş ve iki cilt olarak (2011, 2012)
yayımlanmıştır.
İbn Avvâm’ın Kitabü’l-filaha adlı eseri 1590
tarihinde Mustafa b. Lutfullah tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Mustafa b.
Lutfullah hakkında herhangi bir bilgiye sahip değiliz.
Kitâbü’l-filâha’nın Türkçe tercümesi eksik bir
tercümedir. Mütercim eserin orijinalinde yer alan bazı çizimleri tercümesine
almamıştır.
Tercümede mütercimin tasarrufunu açıkça ifade
ettiği tek konu, İbn Avvâm’ın kaynakları için kullanacağını bildirdiği
işaretlerle ilgilidir.
İbn Avvâm eserin mukaddimesinde yararlandığı
kaynakları metnin içinde bir işaretle göstereceğini, yani bugün kullandığımız
gibi kısaltma kullanacağını bildirir. Mesela Tamitri’nin alameti (ط), İbn
Fassal’ın alameti (ﺺ) dır.
Ancak mütercim Mustafa b. Lutfullah bu tarzın
okuyucuya kolaylık olmayacağını, her alamet geçtiğinde alametin hangi isme
işaret ettiğini anlamak için başa dönmesi gerekeceğini, bu sebeple tercümede
böyle yapmayıp isimleri açık yazmayı tercih ettiğini söyler.
Mütercimin eserdeki tasarrufunun tam manasıyla
ortaya çıkabilmesi ancak yapılacak mukayeseli bir çalışma ile mümkün olacaktır.
Ayrıca tercüme, çeviribilim açısından da
mukayeseli bir çalışmayla değerlendirilmeli, tercümenin yeterli olup olmadığı
tespit edilmelidir.
Tercümenin bilinen 6 nüshası vardır. Beyazıt
Devlet Kütüphanesi Veliyüddin 2534 numarada kayıtlı olan mütercim hattıyla
yazılmıştır. Toplam 229 varaktır.
Eser üzerinde Ayfer Ataç tarafından ayrıca bir doktora çalışması
yapılmıştır. Ayfer Aytaç, Kitabü’l-Felahat Tercümesi, Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı,
2015.
İbn Avvâm’ın eserinden yapılmış eksik bir tercüme daha bulunmaktadır.
British Museum Orient 11251 numarada yer alan bu tercüme, eserin 17- 22. bölümler
arasının çevirisidir.
Uğur Uzunkaya tarafından yüksek lisans tezi olarak çalışılmıştır. Uğur
Uzunkaya, Felahat-name, Sakarya Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk
Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, 2013.
@BedizelAydin 25 Nisan 2020 tarihli twitler..
**
Kitâbü’l-Filâha:
XII. yüzyılda İbn Avvam
tarafından kaleme alınan Kitâbü’l-Filâha yalnız İslam dünyasının değil bütün
Ortaçağ ilim âleminin en önemli ziraat - botanik eserlerinden biridir. Otuz beş
bölüm olarak tertip edilen, başta toprak çeşitleri ve nitelikleri, aşılama,
gübreleme, sulama, zirai hastalıklarla ve zararlılarla mücadele gibi konuların
yer aldığı eser, XVI. yüzyılda Muhammed b. Mustafa b. Lütfullah tarafından
Türkçeye tercüme edilmiştir.
(Mükerrem Bedizel Zülfikar Aydın/Kitâbü’l-Filâha’da Gök Cisimleri - Tarım İlişkisi/makale)
24 Nisan 2020
18 Nisan 2020
Medeniyet İdrakimiz
İspanya’ya
gidin en fazla 15-20 İslam eseri görürsünüz. Anadolu’ya bakın bir de, Roma’dan,
Bizans’tan kalma yüzlerce eser çıkar çarşınıza.
Medeniyet
alet-edavata değil, ortaya çıkan merhamete denir, sanata denir.
(Bekir
Karlığa)

























